GÜNCEL
Giriş Tarihi : 14-12-2021 23:20   Güncelleme : 14-12-2021 23:20

Aileleri barıştırmak için gitti 7 kişiyi öldürdü!

Konya'da aileleri barıştırmak için gittiği kavgada, 7 kişinin hayatına son verdi.

Aileleri barıştırmak için gitti 7 kişiyi öldürdü!

Konya'da aileleri barıştırmak için gittiği kavgada, 7 kişinin hayatına son verdi.

30 Temmuz günü saat 19.00 sıralarında, Konya'nın Meram ilçesi Hasanköy Mahallesi Özşahin Sokak'ta meydana gelen olaya göre 2010 yılından beri husumetli olduğu yan komşusu Lütfi Keleş'in kayınbiraderi Mehmet Altun, Yaşar Dedeoğulları'nın (65) evine gitti.Bahçede aile ile konuşan Altun, daha sonra poşetten çıkardığı tabancayla peş peşe ateş etti. Saldırıda Yaşar Dedeoğulları ile eşi İpek (57), çocukları Serap (33), Serpil (29), Sibel (35), Metin (42) ve Barış Dedeoğulları (31) yaşamını yitirdi. Olayın ardından kiraladığı araçla kaçan Altun, 4 Ağustos'ta özel harekat ekiplerince memleketi Bozkır ilçesi Üçpınar Mahallesi'nde arazi taraması sırasında yakalandı.

7 KEZ AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET İSTENDİ
Cumhuriyet Başsavcılığı'nca başlatılan soruşturma kapsamında aralarında Mehmet Altun'un da bulunduğu 11 kişi hakkında iddianame hazırlandı. İddianamede tutuklu Mehmet Altun hakkında 'canavarca hisle tasarlayarak 7 kişiyi kasten öldürme' suçundan 7 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Ayrıca olayın ardından evin bazı noktalarına yanında getirdiği bidondaki benzini döküp ateşe verdiği iddiasıyla 'yakarak mala zarar verme' suçundan 1 yıldan 9 yıla kadar, 'nitelikli olarak konut dokunulmazlığı' suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar, '6136 Sayılı Kanuna Muhalefet' suçundan da 5 yıldan 8 yıla kadar yargılanması talep edildi.

YARDIM ETTİĞİ BELİRLENEN KİŞİLER DE HAKİM KARŞISINDA
İddianamede, bir süre tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilen sanıklar Altun'un eniştesi Lütfi Keleş ile ablası Ayşe Keleş, yeğeni Ali Keleş, Yahya Çalık, İbrahim Keleş, Ramazan Çalık, Ali Çalık, Veli Keleş, oğlu Ali Keleş ve akrabaları Ali Keleş hakkında 'canavarca hisle tasarlayarak 7 kişiyi kasten öldürmeye azmettirme', 'yakarak mala zarar vermeye azmettirme' suçlarından yargılanmaları istendi.

SEGBİS ARACILIĞIYLA BAĞLANDI
Tutuklu Mehmet Altun ve diğer 10 kişi bugün ilk kez hakim karşısına çıktı. 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen dava nedeniyle hem adliye binası hem de duruşma salonu ve salon dışında geniş güvenlik önlemi alındı. Mehmet Altun, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya katılıyor. Duruşmada sanıkların ifadesi dinlendi.

SANIKLAR: OLAYLA İLGİMİZ YOK
Sanıklardan Yahya Çalık, olayla ilgisinin olmadığını öne sürerek, "Olayla ilgimiz, alakamız yok. Mehmet Altun'u tanırım ama 3 yıldır hiç konuşmadık. En son Lalebahçe Karakolu'nda karşılaştık. Bu olay konusunda hiç konuşma, toplantı olmadı. Arabuluculuk istesem, yaşı daha büyük birisini seçerdim. 12 Mayıs öncesi benimle husumetleri yoktu. 2010'dan sonra da yoktu. 2010'daki olayda sadece kulaktan duyma şeyleri biliyorum. Mehmet ile tanışmışlığım, diyaloğum da yok. Böyle bir şeyi yapacağı aklımıza gelmedi. Olaydan tarladayken haberim oldu. Diğer akrabaların tarım işçileri haber verdi. 'Dedeoğulları ailesinin evi basılmış. Siz de burada durmayın' dediler. Daha sonra kendimizi koruma altına almak için polisi aradık. Üzerimize atılı suçları kabul etmiyorum" dedi.

"AZMETTİRME SUÇUNU KABUL ETMİYORUZ"
Yahya Çalık'ın sanıklar arasındaki oğullarından Ali Çalık da şunları söyledi: "Mehmet Altun'u tanırım ama muhabbetimiz hiç yok. 2-3 yıldır da konuşmayız. Azmettirme suçunu kabul etmiyoruz. İşime gelip gidemiyorum. Olayla hiç ilgim olmadığı halde 94 gün cezaevinde kaldım. 12 Mayıs olayında ise 20 gün cezaevinde kaldım. O olayla da hiçbir bağım yok. 2010 yılındaki olayda ben çocuktum. Kulaktan duyma biliyorum. Dayım Lütfi Keleş, kavgaya karşı bir adamdı. Bize hep 'Belaya uymayın' derdi. Eve giderken bile farklı yerden giderdi. Suçlamaları kabul etmiyorum.

"BEN DE NUMARASI BİLE YOK"
"Yahya Çalık'ın diğer oğlu sanık Ramazan Çalık, "Evimiz dayım Lütfi Keleş'in eviyle 1,5 kilometre uzaklıkta. Haftada bir ancak giderdik. 2010 yılındaki olayı hatırlamıyorum. Sadece o günden beri komşusuyla konuşmadıklarını biliyorum. Mehmet Altun'un numarası bile ben de yok. Olayı da kuzenimden öğrendim. Olayla da ilgim yok. Bu konuyla ilgili konuşmamız olmadı. Mehmet'in neden bu olayı yaptığını bilmiyorum. Aklımız almadı. 3 ay boyuncu suçsuz yere cezaevinde yattım. Suçlamaları kabul etmiyoruz" diye konuştu.

"CEZAEVİNDEYKEN YARDIM ETTİM"
Aynı adı taşıyan 3 sanıktan Ali Keleş, 'Mahkeme' adlı WhatsApp grubunu kendisinin kurduğunu belirterek, "Bu şahısların hepsi akrabalarım. Olaya karışan 3 aile var. Hiçbir olaya karışmadım. Bu insanlar çarşı-pazar bilmezler. Bunlar cezaevindeyken onlara yardım ettim. Paralarını yatırdım. 12 Mayıs'taki olayda yer almadım. Hakkımda bu konuyla ilgili dava da açılmadı. 2010 yılındaki olayı, 12 Mayıs'ta yaşanan olayın ardından öğrendim. 11 yıldır o mahallede oturmuyorum. Olaylara kavgadan sonra dahil oldum. Evin erkekleri cezaevinde olduğu için onlara avukatlarını tutup, paralarını yatırdım. Hepsinin masraflarını da geri aldım. WhatsApp grubunu ben kurdum. Onun nedeni ise 3 farklı aile olduğu için davayı öğrenmek amacıyla beni arıyorlardı. O yüzden dosyadaki son gelişmeleri paylaşmak için kurduğum bir grup. Grubun konusu dava olduğu için adına 'Mahkeme' koydum. Mehmet ile muhataplığım yoktur. Neden yaptı onu da bilmiyorum. Suçlamaları kabul etmiyorum" ifadelerini kullandı.

AİLENİN GERİYE KALAN TEK FERDİ KONUŞTU
Saldırıya uğrayan Dedeoğulları ailesinden geriye kalan, olaydan önce de yaşadığı İngiltere'ye gitmek için Ankara'da bindiği uçağın kalkışına dakikalar kala acı haberi alıp Konya'ya geri dönen Çetin Dedeoğulları, Mehmet Altun'un kiralık katil olduğunu öne sürdü. Çetin Dedeoğulları, "Organize suç olduğuna inanıyorum. Daha önceki olayda ailemi öldürmek istediler. Cezaevine girip, çıktıktan sonra da bu olayı planladılar. Mehmet Altun'u da kiralık katil olarak gönderdiler. Bu işi de Ali Keleş organize ve finanse etti. 12 Mayıs olayından sonra 14 Mayıs'ta Türkiye'ye geldim. Sürekli tartıştıklarını anlatıyorlardı. 22 Mayıs'ta bir olay oldu. Hepsinden şikayetçiyim. Ailemi katlettiler. Kurban olarak da Mehmet Altun'u seçtiler" dedi. Yıllar önce soyadını değiştirdiği belirtilen Yaşar Dedeoğulları'nın kardeşleri Cengiz, Öner Rıfatoğlu ve Erdal Rıfatoğlu ile Ercan İnik, Filiz İşkin, Güneş İnik, Naime Kızılgedik ve Ayfer Karasu sanıklardan şikayetçi olduklarını belirtti.

KATİL ZANLISI ALTUN: AMACIM BARIŞI SAĞLAMAKTI
Konya'da Dedeoğulları ailesinden 7 kişiyi tabancayla öldüren ve ardından evi ateşe veren tutuklu sanık Mehmet Altun da, yaşananları anlattı. Dedeoğuları ailesini çocukluğundan beri tanıdığını belirten Altun, şunları söyledi: "20 yıldır aynı yerde oturuyorduk. Maktülleri çocukluğumdan beri tanırım. Ben de onlara yakın oturuyorum. Ablamlara sürekli gelir giderdik. Özellikle son 2 yıldır sürekli hafta sonları ablamlarla birlikteydik. Ablamların, komşuları Dedeoğlu ailesiyle aralarında geçimsizlikleri vardı. Benim de çocukluğumdan itibaren aram kötüydü. Sürekli sürtüşme vardı. Problemin aslı nedir bilmiyorum. Orada başkasına ait arazi vardı. Muhtemelen bu yüzden olduğunu tahmin ediyorum. Bahçeden bize doğru sürekli taş atıyorlardı. Ablamların o bölgede başka kimseyle derdi yoktu. Ablamların önceki ev sahipleri de bu aileyle araları kötüymüş. 2010 yılında ben yeni askerden geldim. Babam, ablamların, komşularıyla kavga ettiği ve kavganın da anneme küfür ettikleri için çıktığını söyledi. 2010 yılında babamın tüfeğiyle kavga esnasında havaya ateş ettim. O nedenle hakkımda işlem yapıldı. İlk ruhsatlı silahımı 2018 yılında aldım. En son olan kavgada ben yoktum. Ama sonradan olay yerine gittim. 12 Mayıs olayından sonra bir hafta ablamlarda kaldım. Silahım evde duruyordu.

"ÖLDÜRME AMACIYLA GİTMEDİM"
"Öncelikle benim ve ailemin, Keleş ve Çalık ailesiyle ilgili kesinlikle ırkçılık söz konusu değil. Son yaşanan olayda ailem beni azmettirmedi. Amacım barışın sağlanmasıydı" diyen sanık Altun, "Sırf o amaçla gittim. Amacım öldürmek değildi. Kesinlikle kasten öldürmedim. Böyle bir niyetim olsaydı konuşmazdım. Silahı daha önce evimde hırsızlık olduğu için aldım. O aileye karşı kullanmak için almadım. Olaydan önce psikolojik ve ailevi sorunlarım yüzünden Ankara, İstanbul, Bursa'ya gittim. Konuşmaya olaydan 2 gün önce karar verdim. Kavgadan sonra sürekli tehdit ediliyorduk. Amacım arayı düzeltmekti. Kimseye söylemedim. Söylesem izin vermezlerdi " dedi.

"KAMERA VE DELİLLERİ YOK ETMEK İSTEDİM"
Dedeoğulları ailesinin evine giderken tabancayı kendini korumak için yanına aldığını öne süren Altun, şunları söyledi: "Silahı kendimi korumak için aldım yanıma. Benzini neden aldığımı bilmiyorum. Yakma niyetim yoktu. Saat 18.00 sıralarında o eve gittim. Öncesinde cumaya gittim. Silahı olaydan 1 gün önce yanıma almıştım. Olaydan 2 gün önce de araç kiralamıştım. Tamamen konuşmak için gittim. Dosyayı alıp isimlerini yazdım. Belediye çalışanı olarak kendimi tanıttım. Bana 'Bizim belediyeyle işimiz olmaz' dediler. Ailenin oğlu olan Barış'ın olmadığını öğrenince oradan ayrıldım. Barış gelsin öyle konuşalım, dedim. 5 dakika sonra tekrar gittim. Tanınmamak için cerrahi maske takmıştım. Ama oradan birisi beni tanırmış gibi oldu. Benden maskemi çıkarmamı istediler. Daha sonra da maskemi çıkarıp silahı elime aldım. Onlarla kibar bir şekilde konuştum. Kızlardan biri taş attı ama oradan kaçtım. Silahı doğrultup, ateş edemedim. Vurmak istemedim. Daha sonra kendimi kaybettim. Nasıl ateş ettiğimi hatırlamıyorum. Kargaşa anını hatırlamıyorum. Şarjör değiştirdim bir kere, ikinci şarjörde mermi hazırdı. Daha sonra silahımı ateşledikten sonra sağa sola kaçan oldu. Yaralılar daha sonra yine saldırdı. Sadece bir kişiye yerde yatarken ateş ettim. Diğerlerini hatırlamıyorum. İçeri kaçana ise 2 kez ateş ettim. Mermiler çantamın içindeydi. Silahı ilk aldığım 2018 yılında mermileri basmıştım. Kaç kez ateş ettim hatırlamıyorum. Bu olay 15-20 dakika sürdü, diye hatırlıyorum. Zaten hepsinin öldüğünden emindim. Daha sonra da arabaya bindim. Benzin aklıma geldi. Kamera ve delillerin yok olması için direkt bidonu evin içine ittim. Ateşe verdim"'

"BENİ KİMSE AZMETTİRMEDİ"
Saldırının ardından memleketi olan Bozkır ilçesindeki köylerine gittiğini anlatan Altun, "Daha sonra olay yerinden ayrıldım. Bozkır'a gittim. Saat 18.30- 20.00 sıraları köye gittim. Giderken telefonum açıktı. Sadece araç kiralama firmazı sahibi aradı. Hızlı gittiğim için uyardı. 4-5 gün bağ, bahçe kırsal alanda yaşadım. Köye gittikten sonra sim kartı kırıp attım. Bana ulaşsınlar istemedim. Kimse beni azmettirmedi. Böyle bir şey söz konusu bile değil. Onlara karşı kin duymuyordum. Sadece konuşmak istiyordum. Bana izin vermiyorlardı. 3-5 yıl husumet olmadı aramızda. Taki ramazan ayına kadar. Olaydan birkaç gün önce evlerinin önünden geçerken, el kol hareketi yaptılar ama önemsemedim. Böyle olsun istemedim. Özür diliyorum. Pişmanım" dedi.

OLAYIN GEÇMİŞİ
Merkez Meram ilçesi Hasanköy Mahallesi'nde 30 Temmuz'da bir evde 7 kişinin ölü bulunduğu ihbarı üzerine adrese yönlendirilen sağlık ekipleri 7 kişinin de yaşamını yitirdiğini belirlemişti. Cinayet zanlısı Mehmet Altun 4 Ağustos'ta yakalanmıştı. İddianamede, Altun hakkında öldürme olayına ilişkin "canavarca hisle tasarlayarak 7 kişiyi kasten öldürme" suçlamasıyla 7 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilmişti. Ayrıca Altun'un "nitelikli olarak konut dokunulmazlığını ihlal" suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar, "Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkındaki Kanun'a muhalefet" suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar ve "yakarak mala zarar verme" suçundan da 8 yıla kadar hapisle cezalandırılması istenmişti. Soruşturma kapsamında diğer sanıklar Yahya Çalık, İbrahim Keleş, Ramazan Çalık, Ali Çalık, Lütfi Keleş, Ali Keleş (Lütfi Keleş'in oğlu), Veli Keleş, Ali Keleş (Veli Keleş'in oğlu), Ayşe Keleş ve Ali Keleş (Harun Keleş'in oğlu) hakkında ise "canavarca hisle tasarlayarak 7 kişiyi kasten öldürmeye azmettirme" suçundan 7'şer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, "yakarak mala zarar vermeye azmettirme" suçundan da 8'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talebinde bulunulmuştu.