KİMDİR
Giriş Tarihi : 30-05-2021 20:33   Güncelleme : 30-05-2021 20:33

Peyami Safa kimdir?

Türk şair ve yazar tarihinin önemli isimlerinden biri olan Peyami Safa hakkında detaylar haberimizde...

Peyami Safa kimdir?

Türk şair ve yazar tarihinin önemli isimlerinden biri olan Peyami Safa hakkında detaylar haberimizde...

Şair İsmail Safa’nın oğlu olan Peyami Safa 2 Nisan 1899 yılında  İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Servet-i Fünun şairlerinden olan babası II. Abdülhamid tarafından Sivas’a sürgün gönderildikten sonra vefat etmiştir. Babasız büyümenin acısı dışında 9 yaşında kemik hastalığına yakalanmış ve 17 yaşına kadar da hastalığın vermiş olduğu fiziksel ve ruhsal bunalımları yaşamış ve düzenli bir eğitim alamamıştır. 

Peyami Safa 13 yaşında hayata atılmış ve memur olarak Posta Telgraf Nezaretinde küçük yaşta memur olarak çalışmaya başlamıştır.

1914-1918 yılları arasında öğretmenlik, 1918-1916 yılları arasında gazetecilik yapan yazar, amcaları Ahmed Vefa ve Ali Kami’nin yönlendirmesi ile edebiyata başlayarak hayatını yazıları ile kazanmaya başlamıştır.

Kendi çabası ile Fransızcasını geliştiren Peyami Safa sonrasında öğretmenlik yapmaya başladı. 1918’de ağabeyi ile beraber 20.Asır adlı akşam gazetesinde Asrın Hikayeleri adlı öyküler ile gazeteciliğe atıldı. Fıkralarının yanı sıra Son Telgraf, Cumhuriyet Son Havadis ve Tasvir-i Efkar gazetelerinde romanlar da yayınlamıştır.

Para kazanma kaygısından dolayı Bedii takma adı ile Cingöz Recai isimli polisiye roman dizisi yazmıştır. 1961 yılında çok sevdiği oğlu Merve’nin Erzurum’da yedek subaylık yaparken ölüm haberini alan Safa büyük sarsıntı sonucu 15 Haziran 1961 yılında İstanbul’da beyin kanaması geçirerek hayatını kaybetmiştir. 

Peyami Safa çeviri ve hikayeleri ile basına girmiş fakat hikayelerde gerçek bir başarıya ulaşamamıştır. Roman yazmak konusunda kendini geliştirerek Türk romanının başta gelen adları arasına girmeyi başarmıştır. Peyami Safa aynı zamanda günlük gazetelerde kaliteli ve seçkin fıkralar yazdı. 

Son yıllarına doğru kültür ve sanatımıza yaptığı en önemli hizmetler Türk Düşüncesi ve Kültür Haftası adlı dergilerde yazdığı yazıları olmuştur. Tasvîr-i Efkâr, Cumhuriyet, Milliyet, Tercüman, Son Havadis gazetelerine de yazılar yazmıştır. 

İki türlü romancılık yapan Peyami Safa ilk roman türü halk yığınları için yazdığı romanlardır ve bunlarda en küçük bir sanat kaygısı ve iddiasına yer vermemiştir. Sanat, edebiyat, felsefe, psikoloji, sosyoloji gibi değişik alanlarda yazdığı yazılarla çok yönlü bir yazar olmuştur. Kırk üç yıl boyunca hiç durmadan yazmış ve ilk döneminde değişik ilgi alanları içinde sol eğilimli siyasal akımlara ilgi göstermiştir.

Ölümünden bir süre önce metapsişik konulara yönelen yazar, 1949 yılında yayınlanan son eserlerinden "Matmazel Noraliya'nın Koltuğu"nda da tıp öğrenimi yaparken bunalıma girerek felsefeye yönelen ve sonuçta mistik dünya görüşünde karar kılan bir gencin öyküsünü anlatmıştır. 


Edebiyat ve siyaset tartışmalarının hep içinde bulunan yazar, Nâzım Hikmet, Nurullah Ataç, Zekeriya Sertel, Muhsin Ertuğrul, Aziz Nesin gibi önemli isimlerle polemiklere girmiştir.
Para kazanmak için kaleme aldığı romanlarda dil ve anlatım, baştan savmalık, açık saçıklık dahi göze çarpmaktadır. Bu durumu önceden hesapladığı için, eserlerinde adını vermek yerine Server Bedi takma adı ile yetinmiş ve çok sayıda roman kaleme almıştır.  

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Matmazel Noraliya'nın Koltuğu ve Yalnızız gibi psikolojik türdeki eserleriyle Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatında ön plana çıkmıştır. 

Kendini Türk edebiyatına mal eden romanlarında ise ciddi bir özen ve ağırbaşlılık yer almaktadır. Türkçenin üslup ustaları arasında hak ettiği yeri almıştır.

Yazdığı romanları sadece vakit geçirmek ve okuma aracı olmaktan çıkartıp düşünme ve kendine gelme aracı olmasını amaçlamıştır. İnsanın iç ve dış dünyasını tanımaya çalışan Peyami Safa son romanlarında metafizik konularda durma eğilimi göstermiştir.